Twitter

ARI YOKSA HAYAT YOK

Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Zooloji Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Halim Aytekin Ergül, arıların gıda olarak tüketilen bitki türlerinin tozlaşmasında doğrudan etkili olduğunu belirtti.

"Küçük mucize işçiler" olarak tanımlanan ve gezegendeki yaşam için hayati bir öneme sahip olan arılar, besin bakımından zengin pek çok meyve ve sebzenin üretilmesi için zaruret arz ediyor. Arıların popülasyonu ise insan kaynaklı faktörlere bağlı olarak azalması, meyveler ve sebzeler gibi vitamin yönünden zengin ürünlerin üretim ve devamlılığında tehdit oluşturuyor. Doç. Dr. Halim Aytekin Ergül, dünyada 20 bine yakın farklı arı türü olduğunu ve son dönemde yapılan çalışmaların arı popülasyonunda ciddi bir azalma olduğunu ortaya çıkardığını söyledi. Arı popülasyonun bitkilerin neslinin devamlılığında son derece önemli olduğuna dikkati çeken Ergül, arıların bitkilerdeki tozlaşmanın yüzde 80'inden sorumlu olduğunu kaydetti.

POPÜLASYONDA HIZLI DÜŞÜŞ

Ergül, gıda güvenliği açısından arıların önemine değinerek, "Dünyadaki gıda maddelerinin 80 kadarı bitki türünden elde edildiği ve bunların yüzde 70-80'inin de arılar tarafından tozlaştırıldığı göz önüne alınırsa arıların yaşamımızdaki önemi ortaya çıkar. Günümüzde böcek tozlaşmasına bağlı tarımın son 50 yıl içerisinde yüzde 300 arttı. Bu tozlaşmanın yüzde 80 kadarı arılar tarafından gerçekleştiriliyor." diye konuştu. İnsanlığın tozlaşmaya bağlı gıdalara bağımlı olduğunun altını çizen Ergül, "Bu bitki türlerinin tozlaşmasında doğrudan arılar etkili oluyor. O bakımdan arı popülasyonunun korunması gıda olarak tükettiğimiz besin maddelerinin devamlılığı, nihai olarak insanlığın devamı için son derece büyük önem arz ediyor" ifadelerini kullandı.

EİNSTEİN DOĞRU SÖYLEMİŞ

Doç. Dr. Ergül, "Arılar olmazsa Einstein'ın da ifade ettiği gibi yaklaşık 4 yıl içerisinde insan neslinin de yaşamı tehlikeye girmiş olacak, belki yok olacak. O bakımdan arıların sağlığını korumamız çok önemli. Bunun için de yapılacak işlerin başında onların yaşam alanlarını kısıtlamamak geliyor." değerlendirmesinde bulundu. Ergül, yerleşim alanlarının artması, betonlaşma, fabrika ve benzeri sanayi tesislerinin inşası olmak üzere antropojenik faktörlerin arı popülasyonunu tehdit ettiğini anlattı. Gerek olağan yaşam sürecinde açığa çıkan kirleticilerin gerekse fabrikaların atmosfere saldıkları arıtılmamış gazların, katı ve sıvı arıtılmamış atıkların diğer böcek türlerini de tehlikeye attığını anlatan Ergül, Belçika'da yapılan bir çalışmanın 1980'li yıllardan bu yana 350'nin üzerinde farklı arı türünün yaşam alanlarının dörtte birini kaybettiklerini gösterdiğini dile getirdi. Ergül, "Yine bir başka çalışma 20. yüzyılın başından bu yana yabani arıların popülasyonu içerisinde yer alan yaklaşık 20 farklı türün neslinin tükendiğini ortaya koyuyor. Bu çok süratli bir kötüye gidiş. Bu bakımdan insanların özellikle diğer canlıların yaşamlarını etkileyecek faaliyetlerini çok titizlikle dikkatle gözden geçirmesi gerekiyor" dedi.

TARIMSAL İLAÇLAR KISITLANMALI

Özelde ve genelde çok basit uygulamalarla arı sağlığının korunabileceğine dikkati çeken Ergül, bal arısı yetiştiriciliğinin artırılabileceğini, her bir arının yaşam için ayrı bir yeri olduğunu ilkokul çağından başlayarak topluma anlatılması gerektiğini, tarımsal zararlıların engellenmesi için kullanılan pestisitler başta olmak üzere, arıların yaşamını doğrudan etkileyecek unsurların doğrudan kısıtlanmasının popülasyon için faydalı olacağını bildirdi. Ergül, "Çiçeği geri koy" diye bir slogan olduğunu kaydederek, "Dolayısıyla bir yere konut veya fabrika yapılmak durumunda kalınmışsa orada tahrip edilen çiçeklerin yerine yenilerine koymalıyız. Balkonlarımızda saksılarda bunları çoğaltabiliriz veya diğer arıların yerleşebileceği alanlarda çiçeklendirme yapabiliriz" diye konuştu. (AA) 

 

  • Site Yorumları
  • Facebook Yorumları Facebook Yorumları
Yeni yorum yaz
Henüz bir yorum yazılmadı. İlk yazan siz olabilirsiniz.