OT SEVERLERİN MUTLAKA DENEMESİ GEREKEN SONBAHARIN ŞİFALI OTLARI

Sonbaharda doğa gezisi yapacaklar, gezi sırasından ayağınızın altını iyi kontrol edin çünkü bir mucize yatıyor olabilir.

Oradan buradan kutulu ve paketli yiyecekler almak yerine, bu otlarla kendiniz tanışın.

Bir taraf yaprak dökerken toprağın eşsiz güzelliği bizlere oldukça vitaminli, tam bir şifa deposu, mevsiminde yemezseniz  asla bulamayacağınız otlar veriyor.

Hem böreği, hem çiğ çiğ yemesi, hem de yemeklerde kullanmak açısından asla para vermeden, doğadan toplayarak bu şifa depolarını sofranızdan eksik etmeyin. 

Arapsaçı

Yabani rezene olarak bilinen arapsaçı, sonbaharda çıkar. Baş döndürücü bir kokusu vardır. Arapsaçı dallı yaprakları çiğ olarak salatada, yabani ot kavurması yapılarak ve sebzeli yemeklerde aroma vermek için kullanılır. Binlerce yıldır bilinen ve özellikle tedavi edici şifalı bir bitki olarak değerli bulunan arapsaçının özellikle tohumundan elde edilen baharatı  hemen hemen her yemekte kullanılıyor.

Ama en güzeli taze taze toplayıp zeytinyağı ile kavurmak.

Isırgan Otu      

                                                                

Eski Roma'da ısırgan otunun özellikleri çok iyi bilinirdi. Cins ismi Urtica, Latince'deki urere kelimesinden gelir ve "yanmak" anlamına gelir. Avrupa'da ve İngiltere'de savaşan Romalı askerler soğuk kış günlerinde bedenlerine İtalya'dan getirilen ısırgan otunu sürerek ısınırlarmış

Özellikle ege bölgesinde bolca bulunan çok tüketilen ısırgan otunun faydaları yadsınamayacak kadar çok. Kendiniz toplamaya kalkarsanız elinize eldiven giymeyi unutmayın, çünkü dikenleri elinize batabilir.

Turp Otu

Kalsiyum açısından en zengin bitkilerden biridir turpotu, ayrıca B ve C vitaminleri içerir. Tam bir şifa kaynağıdır. Dalları ve yapraklarıyla birlikte yenir. Ancak önce bol suda kaynatılıp süzülür daha sonra suyu sıkılır ve yemek yapmak için hazır hale getirilir. Bu bitkilerin hiç birinde  gübre ilaç veya hormon olmadığı için hem tatları hem de sağlık açısından faydaları oldukça çoktur.

Ebegümeci

Protein ve C vitami açısından oldukça zengin olan ebegümeci,içeriğindeki malvin ve malvidin dolayısı ile diş etleri için plak önleyici ve ağızdaki bakterilere karşı mükemmel bir prooksidan özelliğe sahiptir. Ağız gargaraları, faranjit ve kronikleşmiş bademcik iltihaplanmasına iyi gelir.  Akciğerlerde balgam toplanmasında, öksürük ve bronşitte, ses kısıklıklarında, anfizemde faydalıdır.

Ayak şişkinlerinde, kırık ve çıkıklardan ileri gelen şişkinliklerde çok yararlıdır. Burun kanamasını durdurur. Burun tıkanıklığını giderir. Mide ve bağırsakların muntazam çalışmasını sağlar. Kabızlığı giderir. Mide bulantısı ve kusmaları önler. Bu saydıklarımız ve daha sayamayacağımız bir sürü faydası bulunmakta. Ebegümecini nasıl yiyeceğiniz diyorsanız, topluyorsunuz yıkıyorsunuz, suyu süzüldükten sonra bir güzel doğruyorsunuz ve kavuruyorsunuz.

Kapcık

Gelincikgiller familyasındandır. Gelincik, alava, börek otu,çaplançanak, düğmeli ot, gagaç,gelincik mancarı, gelineli, vıccı vıccı, zemberlik gibi çeşitli isimleri vardır. İsmindeki bu farklılık yemeklerine de yansımıştır. Çiğden salatası yapılır. Soğanla kavrulup yumurtalı yenir. Pirinçli yada kıymalı yemeği yapılır.

Tarim.com.tr
  • Site Yorumları
  • Facebook Yorumları Facebook Yorumları
Yeni yorum yaz
Henüz bir yorum yazılmadı. İlk yazan siz olabilirsiniz.