Twitter

BU YIL ZEYTİNYAĞI NORMAL DEĞERİNİ BULDU

Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Başkanı Sayın Ümmühan Tibet, son dönemde sıkça tartışılan zeytin ve zeytinyağı konularında önemli açıklamalarda bulundu.

 Ulusal ve uluslararası pek çok proje ve çalışmalarda yer alan Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Başkanı Ümmühan Tibet ile zeytin ve zeytinyağı sektörü hakkında hem üreticiyi hem de tüketiciyi yakından ilgilendiren konularda keyifli bir röportaj gerçekleştirdik…

        

Sayın Ümmühan Tibet, sizi biraz tanıyabilir miyiz?

 Kimya Mühendisiyim. Tüm kariyerim,  zeytin ve zeytinyağı kalitesi  üzerinde çalışarak şekillendi. Akhisar’da zeytinci bir ailenin kızı olarak doğdum ve halen zeytin çiftçiliği yapıyoruz. Merkezi Madrid’de bulunan Uluslararası Zeytin Konseyi (IOC)’nin Kalite Uzmanıyım. 1989 yılında Zeytinyağının duyusal özelliklerini tespit etmek üzere İtalya’da Panel Lideri eğitimi aldım. Yani ülkemizin ilk diplomalı Tadım Uzmanıyım. O yıllardan beri zeytinyağı tadımı üzerinde çalışıyorum ve tadım eğitimleri veriyorum. Zeytinyağının kimyasal analizleri konusunda Uluslararası Zeytin Konseyi Uzmanları arasında görev yapıyorum. 2011 yılında İzmir Ekonomi Üniversitesi Mutfak Sanatları Bölümünde ülkemizde ilk defa Şef adaylarına “Zeytin ve Zeytinyağı Kültürü” dersleri vermeye başladım. Ülkemizin ilk ürün Konseyi olan Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi’nin kurulduğu günden beri Yönetim Kurulu üyesiyim. Bu dönem Yönetim Kurulu Başkanlığını yürütüyorum. 

Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi olarak ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?

 5488 sayılı Tarım Kanununda belirlenen ulusal tarım politikaları çerçevesinde çalışmalar yapmak üzere zeytin ve zeytinyağı üreticileri ile zeytin bitkisinden elde edilen asıl ve yan ürünlerin ticaretini yapan tüccarlar, sanayiciler veya bunların oluşturdukları birlikler, dernekler, kooperatifler ile zeytin ve zeytinyağı ile ilgili araştırma ve eğitim kurumları, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarının bir araya gelerek oluşturdukları tüzel kişiliği haiz sektörün çatısı niteliğinde sivil toplum kuruluşu olan Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK) uzun ve yorucu bir çalışma döneminden sonra 21 Mayıs 2007’de ülkemizde ilk ürün konseyi olarak kuruldu.

 Ulusal Zeytin Ve Zeytinyağı Konseyi Kuruluş Ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesine göre Konsey;

 Piyasa koşulları ve uluslararası gelişmeler ışığında planlar oluşturur, uygular veya uygulanmasına yardımcı olur. Sektörle ilgili verileri toplar, zeytin ve zeytinyağı konusunda ortaya çıkan gelişmeler çerçevesinde ortak bir strateji belirler. Zeytin ve zeytinyağı ve ilgili sektörlere ilişkin olarak ulusal ve uluslararası düzeyde araştırma, inceleme yapar ve bunları Konsey üyeleri ile ilgili kişi ve kurumlara aktarır. Düzenli raporlarla zeytin ve zeytinyağı ve ilgili sektörlere yönelik kararlar alan ilgili birimlerin bilgilendirilmesi ve kamuoyu oluşturulmasını sağlar. Zeytin ve zeytinyağı üretimi, tüketimi ve ticaretinin geliştirilmesine yönelik faaliyetlerde bulunur. Zeytin ve zeytinyağı ile ilgili sektörlere ilişkin konjonktüre göre acil fonksiyonel tedbirleri alır ve sonuçlarını izler. Toplantı, sempozyum, panel, seminer, konferans, kongre ve çalıştaylar düzenler, zeytin ve zeytinyağı asıl ve yan ürünlerinin tanıtımını yapar ve tüm bu faaliyetlere katılımı sağlamak için çalışma grupları oluşturur.

 Sektörde yüksek kalitede üretimin gerçekleştirilmesi, standardizasyon ve sertifikasyonun sağlanması, piyasanın izlenmesi ve kalite kontrol sistemlerinin geliştirilmesi için gerekli politikalarının belirlenmesi ve uygulanmasına katkıda bulunur. Sektörün yapısal sorunlarının çözülmesi, ihtiyaçlarının karşılanması ve uluslararası rekabet gücünün arttırılması için üretim planlaması ve üretimin çeşitlendirilmesi dahil gerekli önlemlerin alınması ve bunların uygulanmasını sağlamak için çalışmalar yapar. Sektördeki üretim ve sanayi faaliyetleri çerçevesinde çevrenin, kamu sağlığının, üretici ve tüketici haklarının korunması, kırsal kalkınmanın temin edilmesi için gerekli önlemlerin tespit edilmesi ve bunların uygulanmasını sağlamak için çalışmalar yapar. Zeytin ve zeytinyağı, zeytin ve zeytinyağı mamul ve yan ürünleri ticaretinin ulusal ve uluslararası kurallarının belirlenmesine ve uygulanmasına katkıda bulunur. Konsey üyeleri arasında sektör ile ilgili çıkabilecek anlaşmazlıkları gidermek üzere hakemlik ve bilirkişilik yapılmasına ilişkin usul ve esasları belirler, sektörel uzlaşma ve dayanışmayı sağlar. Sektörle ilgili kamuya yararlı diğer faaliyetleri yapar.

 Zeytin ve zeytinyağı üretiminin arz talep dengesini sağlayıcı çalışmalar yapılmasını, yurt içinde ve yurt dışında rekabet etmesini sağlamak için ürün kalitesinin iyileştirilmesini, pazara standartlara uygun ürün sevk edilmesini, zeytin ve zeytinyağı ve mamul maddelerinin ulusal ve uluslararası ölçekte pazarlama gücünün arttırılmasını, zeytin ve zeytinyağı sanayinin sürekliliğini, kârlılığını, ticaretini, tüketimini ve standardizasyonunun geliştirilmesini sağlayacak tedbirlerin alınmasını ve ulusal politikaların belirlenmesinde sektörün bütün kesimlerinin uzlaşmasını sağlayacak çalışmalarda bulunur.

Ülkemizde zeytin ve zeytinyağı üretimleri ne düzeydedir? Ayrıca, ülkemizde zeytinyağı hak ettiği değeri görüyor mu?

 Ülkemiz son üç yıldan beri olumsuz hava koşullarının etkisi ile  nispeten düşük zeytinyağı üretimi ile karşı karşıya gelmektedir. Bildiğiniz gibi 167 milyon zeytin ağacı varlığı ile dünyanın ikinci büyük ülkesi durumuna gelmemize rağmen üretimimiz aynı oranda gelişememektedir. Bu yıl da eylül ayında yaptığımız detaylı rekolte çalışması sonucunda üretimimizin 143.000 ton olacağı tahmin edilmektedir. Sofralık zeytin üretimi için ise 397 ton’luk bir üretim beklemekteyiz. Söz konusu bu rakamlar ülkemizin hem iç tüketimine ve hem de markalı ambalajlı ihracatına yetecek düzeydedir.

Son günlerde sıkça tartışılan zeytinyağı fiyatları ile ilgili görüşleriniz nelerdir?

 Her şeyden önce zeytinyağının doğada natürel olarak tüketilen tek bitkisel yağ olduğunu unutmamak gerekiyor. Bu anlamda da zeytinyağının muadili yoktur ve zeytinyağı değerlidir.  Bu yıl zeytinyağı fiyatları değerini bulmuştur. Fiyatların ani yükselmesi nedeniyle pahalı olduğu algısı yanıltıcıdır. Çünkü zeytinyağı fiyatları son 7-8 yıldan beri çok fazla değişmediğinden üreticimiz maliyetlerini karşılayamaz ve zeytinliklerini bakamaz durumda kalmıştı. Bu yıl üreticimizin mağduriyetinin giderildiği, emeğinin hakkını alabildiği bir yıl oldu. Zeytinyağı fiyatının değerini bulmasındaki en büyük etkenlerden bir tanesi son üç yıldan beri rekoltemizin beklenenin altında gerçekleşmiş olmasıdır. Son yıllarda zeytinyağının yazılı ve görsel medyanın etkisiyle tanıtılmasının etkisi ile tüketiminde gözle görülür bir artış olduğu yadsınamaz. Ama halen kişi başına 2kg’dan az zeytinyağı tüketiyoruz. Bunun asıl nedeni ise maalesef zeytinyağı kültürümüzün halen oluşmaması. Eğer zeytinyağı kullanım alışkanlığımız olsa idi zaten mutfağımıza tereyağı dışında başka bir yağı kullanmak ihtiyacı hissetmezdik.

Zeytinyağımızı sizce yeterli düzeyde global piyasalara tanıtabiliyor muyuz? Bu konuda ne gibi çalışmalar yapılmaktadır?

 Binlerce yıldan beri Anadolu topraklarından fışkırarak dünyanın her yerine yayılan zeytin ağacı, günümüzde sadece Akdeniz havzasında değil; 5 kıtada 54 ülkede 11,073,915 hektarlık alanda yetiştirilmeye çalışılmaktadır. Çok değil bundan 50-60 yıl öncesinde, sadece Akdeniz havzasında üretimi yapılırken, bugün Suudi Arabistan çöllerinde, Avustralya’nın bakir topraklarında, Güney Amerika’nın pampalarında ya da Japonya’nın kısıtlı tarımsal alanlarında zeytin ağacı yetiştirilmeye çalışılmaktadır.

Dünya zeytinyağı üretiminin  %98’i Uluslararası Zeytin Konseyi’ne üye 17 ülke tarafından gerçekleştirilmektedir. Bünyesinde 27 ülke barındıran Avrupa Birliği ise zeytinyağı üretiminin ve tüketiminin yaklaşık %80’ini tek başına sağlamaktadır.

Ülkemiz ise aynı dönemde gerçekten bir zeytin dikme yarışına girmiş TÜİK ve Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi verilerine göre zeytin ağacı varlığımız; 1988 yılından bu yana 85 milyondan 169 milyona yükselerek %100’lik bir artış sağlanmıştır. Son 10 yılda dikilen bu ağaçlar artık yavaş yavaş ürün vermeye başladığından; zeytinyağı üretiminde var ve yok yılları arasındaki makas daralarak son 3 yıldan beri 180 bin ton ile 200 bin ton seviyelerine yükselmiştir. Önümüzdeki 5 yıl içinde bu üretimin 400 bin ile 500 bin tonlara çıkacağı tahmin edilmekte ve 2023 vizyonu olarak İspanya’dan sonra dünya ikinciliği hedeflenmektedir.

 Bu konuda öncelikle iç tüketimin arttırılarak, arz ve talep dengesinin oluşturulması ve üretimin sürekliliğinin sağlanması çok büyük önem arzettiğinden iç tanıtıma öncelik veriyoruz. Diğer taraftan ise markalı, ambalajlı kaliteli Türk zeytin ve zeytinyağlarının dünya marketlerinde yer alması için ihracattaki sürekliliğin önemli olduğunu bildiğimizden  ihracatçımızın rekabet gücünün arttırılması için desteklemelerin daha gerçekçi olması için çalışıyoruz.

Zeytin ve zeytinyağında yapılan hileler ile ilgili görüşünüz nelerdir? Bu konuda üretici ve tüketiciye neler düşmektedir?

 Ülkemiz zeytin ve zeytinyağı sektörünün en önemli sorunlarından birisi açıkta satılan, kontrolsüz, çoğu zaman kalitesiz ve tağşişli tüketimin yüksek olmasıdır.

 Tüketicimiz maalesef  bir çok yanlışın doğru olduğunu zannediyor. Söz gelimi “köylüden” aldığında hakiki sızma zeytinyağı aldığını, marketlerde satılan ürünlerin ise fabrikasyon olduğunu ve kalitesini kaybettiğini düşünüyor. Tamamen şehir efsanesi…

 Ülkemizde zorunlu yürürlükte olan zeytinyağı mevzuatı AB ile uyumludur ve zeytinyağının kalite ve saflığını belirlemek için 20 civarında parametrenin ölçülmesi gerekir. Bu ölçümlemelerin sonuçları doğrultusunda söz konusu zeytinyağının natürel sızma, riviera veya gıda olarak tüketime uygun olmadığı saptanırken  içerisinde %1 bile Ayçiçek yağı ya da başka bir yağ bulaşığı olsa tespit edilebilir. Yol kenarlarında, berberde, kasapta satılan zeytinyağını alan tüketici hem sağlığını risk altında bırakır ve hem de Türk zeytinyağı sektörünün gelişimine istemeden de olsa engel olmuş olur. Ayrıca satın aldığı zeytinyağından memnun kalmazsa hiçbir yasal hakkı yoktur.

 Bu nedenle, mutlaka markalı, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından İşletme Kayıt no alınmış zeytinyağı kullanmalarını öneriyorum. Biliyorsunuz UZZK olarak bizim “Beyaz Liste” olarak tanımladığımız Kalite Kontrol Programına dahil olan markalarımız var. Tüketicilerimizi bu markaları kullanmaya ve bir şikayetleri olduğunda bize başvurmalarını tavsiye ederim. Bu konu hakkındaki detaylı bilgiyi www.turkisholiveoilcouncil.org  adresinden ulaşabilirler.

Sektörün yaşadığı sorunlar nelerdir? Çözüm önerileriniz var mı?

 O kadar çok sorunumuz var ki, nereden başlamalıyız? Bu konuda Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından TÜSSİDE’ye yaptırılan kümelenme projesi kapsamında yaklaşık bir yıldan beri sektörel olarak çalışıyoruz. Sorunlarımız ve önceliklerimiz belirlendi. Geçenlerde İzmir’de yapılan bir Çalıştay ile kamuoyunun bilgilerine sunuldu. Bu çerçevede, kalite, tüketim, ihracat, yetiştiricilik, taklit ve tağşiş  gibi başlıklar altında tespit edilen sorunlarımızı, umuyorum tüm birer birer çözmeye başlıyacağız.

Röportaj : Hayal Senem Sayan

 

  • Site Yorumları
  • Facebook Yorumları Facebook Yorumları
Yeni yorum yaz Toplam: 1, Onay bekleyen: 0.
  1. Sedat Erman

    Çok güzel bir röportaj ve keyifle okudum Çok profesyonel bir şekilde yapılmış Sorular çok isabetli

CİFTCİLİK