Twitter

ALLAH SİZDEN RAZI OLSUN

Emeğiniz soframızda.

Televizyon kanallarını dolaşırken bir programa rast geldim. Aslında üzülüyordum neden tarım ile ilgili bir program yoktu herkesin izlediği kanallarda akşam saatlerinde. Bir programa denk gelince çok şaşırdım. Bir baktım ki genç bir mühendis, güzel de bir proje. Çatalca’dan başladı ve Adana’ya kadar uzandı. Bu yazımda bu projeden bahsetmek istiyorum.

Yaptığı işi gönülden seven çiftçiler vardı…

Önce tarlalarından toprak numunesini aldılar ve mühendis kontrolünde laboratuvara götürerek analiz ettirdiler.

O arada çiftçi tarlasını sürüyordu, toprak tavındayken anızı bozdu, bir çoğu yakıyor dedi yasak olmasına rağmen ama dedi anız toprak için çok değerli, bilgili çiftçi vesselam, hergün yeni şeyler öğreniyorlarmış. Kalan sapları soklu pulluk ile güzelce karıştırdı. Ekim ayıydı, toprak analizi sonuçlarına göre tavsiye edilen gübrelerini aldı ve mibzer ile taban gübrelerini serpti ve yine karıştırdı.

Mühendis geldiğinde tarlasının tavının çok güzel olduğunu bayıla bayıla anlattı, ikisi birlikte genç mühendisin tavsiye ettiği sertifikalı ve ilaçlı buğday tohumunun ekimini yaparak tarlasını düzledi yağmuru beklemeye başladı. Önünde uzun bir zaman ve hasada kadar yapılacak çok iş vardı.

Bu yıl ki verimi çok önemliydi;  çünkü kızının evleneceğinden, oğlunun üniversiteye hazırlandığından bahsetti traktörünü sürerken tarlada. Nitekim bu yıl ki kazanç  onun için çok önemliydi.

Genç mühendis Adana’ya doğru yol aldı ve Ceyhan’nın bir köyüne vardı. Kosova’dan göçmüşler zamanında. Çaylarını içtikten sonra haydi dediler,  ekelim yağmur geliyor. Adana’da daha farklıydı buğday ekimi tabi her yörenin farklı tarzı var.

Bu kez tarla biraz daha anızlıydı, sanırım yazdan kalma mısır sapları kalmıştı.Hafifçe sürüldükten sonra ardından bir traktör gübreyi saçtı, diğeri de tohumu ekerek düzledi. Böylece ekim tamamlandı. 50 Yaşında olduğunu söyleyen çiftçimiz geçen yıllara göre çiftçilerin buğday ekmekten vazgeçtiklerini belirtti.  İstedikleri gibi kazanamadıkları içindi bu durum. Sözlerine buğday ekmekten vazgeçmeyeceğini  ekledi ve verimi yükseltmek için her türlü çabayı göstereceğini iletti meslektaşlarına…

Konya’da ekim daha bir başka. Yağış gelmeyince ekim için beklemişler mecburen, çünkü toprak tavında olmalıydı. Onlar farklı olarak tohumluk buğdayı ve taban gübresini aynı anda toprağa saçıyor, arkasından düzlüyorlardı.  Dediğim gibi her yörenin tarzı farklı.

Yalnız sevindirici olan çiftçilerin artık yenilikleri takip etmesiydi. Hepsi gübresini toprak analizlerine göre belirledi, tercihini ise mühendisin tavsiye ettiği sertifikalı tohumdan yana kullandı. Hepsi yüksek verim almayı hedeflediler ve hasat zamanını sabırsızlıkla beklemeye başladılar.

Genç mühendis akşam yemeğini Konyalı çiftçinin ailesi ile birlikte yöresel yemeklerin olduğu, aynı tabağın kaşıklandığı mütevazi  bir yer sofrasında yedi ve çaylar içildikten sonra uğurlar ola dendi, şehir şehir dolaşmak kolay mı? Yine de bizler mesleğimizi sever, yorulmayız. Tüm yorgunluğumuz mahsuller alındığında, çiftçimizin yüzü güldüğünde kaybolur.

Zamanında tarladan dönüşümüzde, köyleri ziyaretimizde yer sofralarında da konuk olduk, düğün yemeklerine de, hepsi bir bir hasat kokuyordu…

Onların alın teri olmadan sofranın bereketi olur muydu hiç?  

İçimden şunu geçirdim programı izlerken; Allah sizlerden razı olsun. Neden mi?  Ürettiğiniz için.

Sözlerimi bitirirken çiftçilerimize tavsiyem şöyle; toprağınızın verimi ve gelecek nesillerimiz için bilinçli üretim yapmanız, yenilikleri takip etmeniz.

Bereketli bir yıl geçirmeniz dileğiyle…

  • Site Yorumları
  • Facebook Yorumları Facebook Yorumları
Yeni yorum yaz
Henüz bir yorum yazılmadı. İlk yazan siz olabilirsiniz.