Twitter

DÜNYADA TEK BİYOLOJİK SU ARITMA TESİSİ ``BİOPİPE``

İlhamını doğadan alan genç girişimci Enes Kutluca ile mucidi olduğu Biopipe'yi konuştuk.

Dünyada ilk ve tek olan çevre dostu, sürdürülebilir, düşük maliyete sahip atık su arıtma sisteminin mucidi olan Enes Kutluca ile bir araya geldik. Yaptığı çalışma sayesinde dev tesislere gerek kalmayan üstün arıtım sağlayan bu sistemi organik tarımda ve içme suyunda da kullanmak mümkün. Bir garajda başlayan bu çalışmanın hikayesini Enes Kutluca'dan dinledik. Keyifli okumalar dileriz.

Merhabalar Enes Bey, öncelikle sizi tanıyabiliir miyiz?

1988, Ankara doğumluyum. Çocukluk yıllarımdan itibaren "problemleri en basit şekilde nasıl çözerim?" sorusuna yanıt aradım. Biopipe teknolojisini yaratırken de bu sorudan yola çıktım. İlk ve orta öğretimini İstanbul'da tamamladıktan sonra Bahçeşehir Üniversitesi - Çevre Mühendisliği bölümünü kazandım. Üniversite yıllarımın başında yanıma aldığım 300 dolar ile Amerika'ya giderek büyük bir maceraya attım kendimi. Çok sıkıntılar çektim bu nedenle, fakat gerekse Amerika'da gerekse de döndükten sonra Türkiye'de ticaretin nasıl yapılacağını öğrendim. Genel olarak sakin bir yapıya sahibim. Hayatta karşılaştığım tüm zorluklara sadelikle yaklaşmaya çalışıyorum. Sanırım bu şekilde en hızlı ve kolay çözümleri üretebilme yeteneği elde ettim. 

Dünyada bir ilke imza atarak ortaya koymuş olduğunuz sistemin hikayesini bizimle paylaşırmısınız?

"Her ev kendi atık suyunu arıtmalı" fikriyle yola çıktığım bu projede günümüz değerlerini göz önünde bulundurarak öyle bir ürün ortaya koymalıydım ki, hem sürdürülebilir hem de çok uygun maliyetli olmalıydı. Dünyamızda atık suyun arıtılmasının her geçen gün daha çok önem kazandığını görmek kolaydı ancak mevcut literatürde bulunmayan birşey icat etmek hiç kolay olmadı. Çevre Mühendisliği bölümünde okurken aklımdaki bu fikri hocalarımla paylaştım. Fakat projeyi hayata geçirebilmek konusunda ancak bir hocamı ikna edebildim. AR-GE sürecinin uzun yıllar aldığını öncelikle belirtmek isterim. Önce Üniversite'den Hocamın evinde sonra da yaklaşık 2 yıl boyunca kendi evimizin garajında gece-gündüz sistemi icat etmeye uğraştım. Yeni bir teknoloji olduğu için Biopipe her geçen gün daha da gelişiyor. Türkiye dahil dünyanın birçok ülkesinde müstakil evlere dahi uygulanabilen ilk atık su arıtım sistemi olan Biopipe'nin şu an 55'den fazla ülkede patenti bulunmakta ve halen başvurularımız devam etmektedir.

Biopipe nedir? Doğaya ve çevreye faydaları, kullanım alanları nelerdir?

Biopipe, tüm arıtma işlemini borular içerisinde gerçekleştiren dünyanın ilk atık su arıtma borusudur. Yıllarca süren araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin sonucu olan Biopipe, dünyada ilk ve tek sürdürülebilirliğe sahip çevreci ve maliyeti düşük olan atık su arıtma sistemidir. 

Biopipe, binaların ana atık borusuna bağlanan küçük bir depo ve bu depoya bağlı kalorifer petekleri gibi kıvrılmış plastik borulardan oluşan BioPipe, dışarıdan oldukça basit görünüme sahip.  Sistemin sırrı boruların iç haznesindeki özel bakterilerde. Özel bir solüsyonun içinde yaşayan bakteriler atık suyu hiçbir kimyasal kullanmadan, organik olarak arıtıyor. Arıtılan su, bahçe sulamasında, otomobillerin yıkanmasında veya klozetlerde kullanılmak üzere binaya yeniden kazandırılıyor. Bu açıdan Biopipe için eşi benzeri olmayan bir teknoloji diyebiliriz.

Genç bir girişimci olarak Hedefinizi gerçekleştirirken yolunuza çıkan engeller oldu mu? Bunlarla nasıl baş ettiğinizi bizlere anlatır mısınız?

Elbette önüme pek çok engeller çıktı. Herşeyden önce Biopipe'ye 'bu benim bebeğim, kimse ile paylaşmam' gözüyle bakıyordum. Fakat bunun çok yanlış olduğunu farkettim. Haftalık düzenlenen bir organizasyon sırasında ortağım Enver Mısırlı ile tanıştık. Ortaklık kararından sonra şirkete isim arayışlarına başladık ve Biopipe'de karar kıldık. Bu noktada da yatırımcı bulma işi başlıyor ve sanırım işin en zor kısmı da bu. Doğru yatırımcıyı bulana kadar onlarca kişiyle görüştük. Bunun sonucunda Türk asıllı İsviçreli bir melek yatırımcıdan yatırım alarak 2013 yılında İstanbul'da Biopipe TR Çevre Teknolojileri A.Ş.'yi ve Zürih'te Biopipe Global AG'yi kurduk. Günümüzde iyi bir melek yatırımcı bulmak hiç kolay değil. Süreç içerisinde yönetim kuruluna girmek isteyen de oldu, şirketin bütün önemli kararlarının kendi onayından geçmesini isteyen de. Belki genç olmamızın Türkiye'deki dezavantajı, asla bizim verdiğimiz kararlara güvenmiyorlardı. Bence başarılı bir melek yatırımcıyı diğerlerinden ayıran en önemli özellik, girişimciye güven duyması. Ortağımla birlikte ilk günden hedefimiz global birşeyler yapmaktı. Bu noktada da 2 bin 500 mühendisi bulunan, Asya ve Afrika gibi birçok ülkede operasyonu olan BAE merkezli, Mitsubishi'nin büyük hissedarı olduğu Metito firması ile kısa süren görüşmeler ile birlikte geçtiğimiz 2016 Ocak ayında teknolojiyi lisanslama ve ortak girişim anlaşması imzaladık. Bu sayede satış hacmimizi arttırarak Biopipe'yi dünyaya ihraç etmiş olduk.

Bu sistemi dünyaya kabul ettirme süreci nasıl geçti? ve Türkiye'de bu süreç nasıl ilerledi?

Yeni olan bir sistemi tabiki de insanlara inandırmak kolay olmuyor. Ancak bu birazda ülkenin yapısıyla da ilgili diyebilirim. Örneğin Türkiye'de insanlar yeni herşeye temkinli yaklaşırlar. Görmeden, denemeden almak istemezler. Ayrıca çevre alanında yatırım yapmayı da çok istemezler. Ancak örneğin Dubai'de bu durum tam tersi diyebilirim. 

Bundan sonraki hayaliniz ve genç girişimci arkadaşlara tavsiyeleriniz nelerdir?

Biopipe, yıllardır hiç bir yeni sistemin doğmadığı çevre alanında yeni bir teknoloji olarak bütün rakipleri arasında farklı bir yere sahip. Bu avantajını daha da ileriye taşıyarak Bioipipe'ı henüz girmediğimiz Avrupa ve Amerika pazarına açmayı hedefliyoruz. Ben girişimciliği, kurduğu hayale başkalarını inandırabilen olarak tanımlıyorum. Eğer inandırmazsanız zaten soytarı olursunuz ve hayaliniz ölür. Başkaları derken kastım aslında en başta ortağınız, çalışanlarınız sonra yatırımcılarınız, müşterileriniz kısacası herkesi bu hayale adım adım inandırıp yolunuza devam etmelisiniz. Bu süreç kimisi için zor bir süreçtir. Karşılaştığımız zorlukları, yolda giderken karşımıza çıkan kırmızı ışıklar gibi düşünüp, sürekli yolumuza devam etmeliyiz. Yani en büyük tavsiyem hayallerinden vazgeçmeyip yollarına devam etmeleri olacaktır.

Röportaj: Tuğba Gülsever

  • Site Yorumları
  • Facebook Yorumları Facebook Yorumları
Yeni yorum yaz
Henüz bir yorum yazılmadı. İlk yazan siz olabilirsiniz.